Şeker hastası olan annem keki çok seviyor. Bazen benim veya ablamın yaptığı kekleri tadıp biraz daha az şekerli yapsanız ben de yiyebilsem dedikçe içim sızlıyor, zeytinyağlı ve bize göre az şekerli keklerden yapmaya çalışıyordum. Ama bir süre önce yaptığım bu keki annem çok beğenince ve şekeri de yükselmeyince artık Mersin’e giderken yapılacak kekin tarifi bu olmuş oldu. Aslında tadı da hiç fena değil, hatta insan içindekilerin tamamen sağlıklı olduğunu bilince daha bir gönül rahatlığıyla yiyor.
Malzemeler:
• 1 çay bardağı süt
• 2 yumurta
• 1 çay bardağından biraz eksik zeytinyağı
• ¾ çay bardağı kahverengi toz şeker
• 1 paket kabartma tozu
• Yarım çay bardağı çekilmiş ceviz
• Üzerini süslemek için birkaç tane tüm ceviz
• Aldığı kadar (yaklaşık 2 çay bardağı kepekli un)
Not: Çay bardağı aida denilen büyük çay bardaklarından olacak.
Hazırlanışı:
1. Yumurtaları şekerle birlikte iyice çırpıp sütü ve yağı ekleyin. Unu eleyerek kabartma tozuyla beraber yavaş yavaş ekleyin.
2. Hamuru iyice karıştırıp cevizleri bir kaşık yardımıyla ekleyip son bir kez karıştırın. Sıvı yağla yağlanmış kalıba döküp üzerine yer yer ceviz koyun,180 derecelik fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin.
Bu isim nereden çıkmış diye merak edip biraz araştırınca bilgilere ulaştım. 17. yy Fransa’sın da kurulan bir aşçılık okulunda en üst seviyeye gelen aşçıya verilen ünvanmış cordon bleu. Fransızlar, zamanla kırmızı veya beyaz etin jambon ve peynirle rulo yapılmasıyla oluşturulan yemeğe de cordon bleu yani ‘mavi kuşak’ adını vermişler. Belki de bir etin ulaşabileceği en üst lezzet diye düşünmüşlerdir.Diğer bir ihtimalse bu yemeği ancak bir cordon bleu yapabilir diye düşünmüş olmaları. Fransızlar’ın dünya mutfakları sıralamasındaki yerleri zaten belli olduğundan yemeğin de verilen isimle ne kadar örtüştüğü resimlerinden bile anlaşılıyor. Lezzetine gelince, özellikle tavuk göğsü için, ulaşabileceği son nokta diyebilirim. Daha önceki denemelerimde tavukları sarıp direk kızarttığımdan dolayı içinin pişmemesi ve şeklinin dağılması sorunlarıyla karşılaşıyordum. Ama bu son denememde bu ayın lezzet dergisinde gördüğüm yöntemi uyguladım ve sonuçtan çok memnun kaldım.
Aşamalara gelince …Kişi başına bir parça olacak şekilde tavuk göğsü alıp her birini ortadan enlemesine keskin bir bıçakla kesin. Kestikten sonra da et döveceği ile iyice inceltin. Benimkiler bu sefer fazla incelmediler. Üzerine tuz ve karabiber serpip 2 ya da üç parça jambon yerleştirin. Ben fıstıklı hindi jambon kullandım. Jambonların üzerine de uzunlamasına kesilmiş dil peyniri yerleştirin.
Tavuğu kenarlarını içe alarak sıkı bir şekilde sarın.
Her parçayı alüminyum folyoyla yine sıkıca sarın. Kaynar suda 15 dakika kadar haşlayın.
Haşlanan tavukları sudan çıkartıp soğumalarını bekleyin. Soğuyunca folyoyu açıp tavukları önce çırpılmış yumurtaya sonra da galeta ununa bulayıp kızartın. Ben bu sefer pane harcına bulayıp kızarttım. Kızartma işi firitözde yapılınca daha iyi sonuç alınıyor. Yanına da haşlanmış sebze, turşu ve pilav çok yakışıyor. Hatta biraz daha kaloriye evet derseniz mayonezli ve hardallı bir sos eşliğinde de sunabilirsiniz.