Bu haftaki pazar kahvaltımızdan kameraya takılanlar da bunlar:
Bizim ailenin erkeklerinin bayıldığı bir lezzet: Pankek. Üzerine sürülen şey kişinin damak tadına göre değişiyor. Resimdekilerin üzerine bal gezdirilip, ceviz ve kuru üzüm konuldu. Tarifi aşağıda.
Öğrenciyken çok yaptığımız, gazoz kapağıyla kesilmiş 3 yufka, bir sosis, 3 yufka… şeklinde kürdana dizilip kızartılan kürdan börekleri
4 olgun domatesin tavada bir kaşık yağ, 2 diş sarımsak ve tuzla pişirilip, üzerine yağda kızartılan acı biberlerle servis yapılmış hali.
Pankek:(tarifi yıllar önce bir dergiden tarif defterime yazmıştım.)
Malzemeler:
• 250 gr un(yaklaşık 8 adet tepeleme yemek kaşığı)
• 1 çay kaşığı kabartma tozu
• 1 çay kaşığı tozşeker
• 30 gr tereyağı
• 300 ml süt
• 2 yumurta
Hazırlanışı:
1. Tereyağını eritip ılıtın. Süt ve yumurtaları ilave edip çırpın.
2. Diğer malzemelerle karıştırıp iyice çırpın.
3. Teflon tavaya fırçayla yağ sürüp, ısınınca hazırladığınız hamurdan bir kepçe dökün. Bir yüzü pişince diğer yüzünü çevirip pişirin.
4. Her pankek için tavaya yağ sürmeyi unutmayın.
Bu odayı yayınlayıp yayınlamamakta biraz tereddüt etsem de mobilya alacaklara fikir olması açısından yazmaya karar verim.
Dokuz yılda altı ev değiştirmek zorunda kalınca gardırobumuz artık iyice iş görmez olmuştu. Biz de son oturduğumuz eve geçerken yatak odamızı yenilemeye karar verdik. Mobilya bakmaya başlayınca benim beğendiğim ve ruhu olduğunu düşündüğüm mobilyaların çok pahalı(13-14 bin ytl) olduğunu gördük. Daha uygun olanlarsa seri üretim, her köşe başında görebileceğiniz tipte mobilyalardı. Mobilya da bir estetik ve ruh olması gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca artık her ev birbirine benzemeye başladığından benim odam biraz farklı olsun istiyor ama bir yatak odasına da çok para vermek istemiyordum. Evimizi yaptırırken tanıdığımız Musa Usta, vestiyer ve banyo dolaplarımızı güzel yapınca odamızı da O’na yaptırmaya karar verdik. Arkadaşlarımızın çoğu ‘yaptırınca güzel olmaz, hazırlar daha güzel’ diyorlardı. Yine de seri bir üretim almaktansa riske girmeyi tercih ettim. Evdeki tüm dekorasyon dergilerini karıştırdım, İngiliz kır evi tarzında kırık beyaz bir oda yaptırmaya karar verdim. Eşimde onaylayınca 6-7 dergiden fikirler aldığım, çizimini her ayrıntısına kadar yaptığım, ölçülerini tek tek santimle belirttiğim bir modelle Usta’ya gittik. Yapabilirim kelimesini duyunca da beklemeye başladık. Ustamız bize 20 günde bitiririm demişti ama bu iş tam 63 günü buldu. İtiraf etmeliyim ki bu bekleme aşaması çok zordu. Elbiselerimiz 2 ay paketlerde, kutularda, askılarda gezdi. Usta’ya gidip gelmekten iyice sinirlerimiz gerildi ama final günü gardırobun bitmiş halini görünce eşimle beklediğimize değdiğini düşündük. Tahminimizden daha iyi bir performans sergilemişti Musa Usta. Bize boyama kısmını Adana’da yaptırmak istediğini, oymalı kısımlar eskitme olacağından boya ustalarının daha iyi yapacağını düşündüğünü söyledi. Biz de kabul ettik ve odamız bir hafta sonra getirilip monte edildi. Tek üzüldüğüm kısım ustanın benden habersiz varak attırmış olmasıydı. Önceleri biraz üzülsem de her gören beğenince varaklara da gözüm alıştı. Bize yaptırmayın diyen arkadaşlarımız bile çok beğendiler. Yaptırmaya değdi mi diye soracak olursanız bence değdi. Bir yıldır kullanıyorum ve çok memnunum. Fiyatı ise seri üretimlerle neredeyse aynı, hatta bazı modellerinden bile daha uyguna geldi. Ayrıca masif mobilyanın en güzel yanı tekrar tekrar boyatabilmeniz. İnşallah ileri bir zamanda varakları sildirip daha açık beyaza boyatıp pembe örtülerle ve çiçekli duvar kağıtlarıyla kombinlemeyi düşünüyorum.
Yatak başı:
Gardırobun kapaklarına hazeran eklendi, oyma yapıldı. İstediğimiz kulpları Osmaniye’de bulamayınca Mersin’den alıncaya kadar bir hafta kulpsuz idare ettik:
Şifonyeri çiftli yaptırınca konsol havasında çok kullanışlı bir dolaba sahip olmuş olduk. Resimde görünen koltuk, satın alındı.(Paul Albert)